-
BIST 100
16193,56%0,17
-
DOLAR
44,09% 0,06
-
EURO
50,88% -0,06
-
GRAM ALTIN
7313,83% -0,30
-
Ç. ALTIN
11826,62% 0,00
Tüketim, mutluluğun kalıcı kaynağı değil!
İnsanların acıdan kaçmak, mutluluğu bulmak üzere programlandığını belirten uzmanlar, günümüzde mutluluğun para sahibi olmak ve tüketmekle eşleştirildiğini söylüyor.
İnsanların acıdan kaçmak, mutluluğu bulmak üzere programlandığını belirten uzmanlar, günümüzde mutluluğun para sahibi olmak ve tüketmekle eşleştirildiğini söylüyor.
Para ve lüks tüketimin uzun vadede insanları mutlu etmeyeceğini dile getiren Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Tüketim alışkanlıklarımızı psikolojik, sosyal, kişisel ve ekonomik faktörler belirliyor.” dedi. Reklamlar ve markaların, insan zaaflarını kullanarak tüketimi artırmayı hedeflediklerine vurgu yapan Demir, sosyal prestij için yapılan gösterişli tüketimin, gerçek ihtiyaçların önüne geçmemesi gerektiğini kaydetti. Demir ayrıca, kontrolsüz tüketimin ekonomik zorlukların yanı sıra ruhsal bozukluklara da yol açabileceği konusunda uyardı.
Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, tüketim alışkanlıklarının psikolojik ve sosyal kökenleri, tüketimin mutlulukla ilişkisi, tüketim bağımlılığının riskleri ve sağlıklı tüketim için bilinçli farkındalığın önemi hakkında açıklamalarda bulundu.
Uzun vadede mutluluk, tüketimle ilgili değil!
İnsanların acıdan kaçmak, mutluluğu bulmak üzere programlandığını aktaran Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Mutluluk ise günümüzde ekonomik sistemler tarafından para sahibi olmak ve tüketmek ile eşleştirilmekte.” dedi.
Özellikle reklamların mutluluğu pazarlayan bir dille, ürünü aldığımızda mutlu olacağımız algısını yarattığına vurgu yapan Demir, “Ancak son dönemde çalışmalar bize belirli bir miktardan fazla paranın da mutluluk getirmediğini gösteriyor. O halde para ve beraberinde tüketim, insanları uzun vadede mutlu yapmaz.” şeklinde konuştu.
İnsanları zaaflarından etkileme amacı ön planda!
Tüketim alışkanlıklarımızı psikolojik, sosyal, kişisel ve ekonomik faktörlerin belirlediğini dile getiren Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Kişilik yapısı olarak duygularını dengeleyebilen kişilikler daha rasyonel düzeyde tüketim kararları alırken, duygusal anlamda dengeyi sağlayamayan kişiler fazlaca dürtüsel kararlar ile alışveriş yapmaya daha yatkındırlar.” dedi.
Kişiliğin dışında tüketim alışkanlıklarımızı belirleyen psikolojik faktörlerden de bahseden Demir, şunları söyledi:
“Bir şeyi ihtiyaç olarak hissetmek ya da sadece haz için tüketmek bir psikolojik faktördür. Sosyal çevreye baktığımızda ailemiz, arkadaşlarımız onların onayladığı, arzuladığı şeylerin kişinin tüketim alışkanlıklarını belirlediğini görüyoruz. İnsan zaafları olan bir varlık. Lüks tüketim alışkanlıklarının insanları mutlu ettiğine dair bir algı mevcut. Kapitalist sistem içinde tüketimin her pencereden teşvik edildiği günümüzde markalar özellikle sevgi, saygı, prestij gibi unsurları ön palana çıkararak satış yapmayı hedefliyor. Reklamlar ise bireylerin algılarını yöneterek, insanlarda reklamlardaki hayata ulaşmak ve o hayatı yaşamak isteği uyandırıyor. İnsanları zaaflarından etkileme amacı ön planda. Bunun için özellikle o kişiyi anlık olarak mutlu edecek duygularına hitap eden yöntemler kullanılır. Çeşitli marka reklamları bir ürünün, materyalin kişiyi özel, başarılı, mutlu kılacağı algısı yaratarak kişinin kendi hayatında bunları bulamayacağını ancak satın alabileceğini vurgular.”
Tüketim alışkanlıkları ihtiyaçlar doğrultusunda değiştirilmeli
Sosyal ve kültürel özelliklerin de tüketim alışkanlıklarının, kişinin ekonomik statüsünü yansıttığı yönünde olduğuna dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Kişiler özellikle belirli markalara sahip ürünler ile zengin hissetmekte, gösterişçi tarzda tüketim alışkanlığı ile bir statü elde ettiğini düşünmekteler. Buradaki motivasyon daha çok kişinin kendisini diğerlerine kabul ettirme, beğendirme isteği.” dedi.
Ancak önemli olanın sosyal prestij değil kişinin yaşamsal ihtiyaçları olduğunu hatırlatan Demir, “Kişiler tüketim alışkanlıklarını ihtiyaçları doğrultusunda değiştirmeli. Satın alacağımız şey bize sosyal statü mü getirecek, ihtiyacımız olduğu için mi alıyoruz noktasında rasyonel açıdan bakmamız gerekiyor.” açıklamasını yaptı.
Tüketim alışkanlıklarının kölesi olmak çeşitli ruhsal bozukluklara neden olabilir!
Çalışmaların lüks tüketim yerine küçük şeyler almanın daha fazla mutluluk getirdiği sonucuna ulaştığına işaret eden Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Diğer yandan alışveriş anında kişilerin vitrin gezerken, tatil seçeneklerini planlarken mutluluk düzeylerinin arttığı da görülmüş. Markalar bu noktada raflarda göz hizamıza yerleştirilen, basit ambalajlı, tüketici ile duygusal bağ kurabilen ürünler tasarlayarak, alışveriş sırasında fonda çalan müzik, mağazanın kokusu gibi detayları dikkate alan nöropazarlama tekniklerinin kullanılması ile satışı oluşturmaya çalışmaktalar.” dedi.
Bir ürün satın alma anında özellikle kredi kartları kullanılırken anlık düzeyde dopamin seviyesinde artış söz konusu olduğunu da kaydeden Demir, “Ancak uzun vadede kişi tüketim alışkanlıklarının esiri olur ve ekonomisini yönetemez hale gelir. İşte bu noktada kişinin özgür hissetmeme durumu ortaya çıkar. Tüketim alışkanlıklarının kölesi olan insan bir süre sonra çeşitli ruhsal bozukluklar geliştirebilir. Alışveriş beynimizde dopamin salınımını arttırdığı için kontrolsüz bir şekilde bağımlılıkları tetikleyebilir.” diyerek sözlerini tamamladı.
Kadir Has Üniversitesi Koordinasyonunda Küresel Bir Siber Güvenlik Modeli
“Bitter Çikolata Yaşlanmayı Yavaşlatıyor, Ancak Bilinçli Tüketilmeli”
KADIN HASTALIKLARINDA İZSİZ CERRAHİNİN 7 ÖNEMLİ AVANTAJI
72. Sait Faik Hikâye Armağanı başvuruları için son günler
İftarda hızlı ve aşırı yemek metabolizmayı zorluyor!
Ramazan yoğunluğunda gıdanın değerini korumak “doğru lojistik” ile mümkün
Türk Otelcilik Sektöründen Küresele Güçlü Bir Adım:
ÜSKÜDAR BELEDİYESİ’NDEN RAMAZAN AYINA KAPSAMLI HAZIRLIK
LİSELİ GİRİŞİMCİLERE YÖNELİK “AI STARTUP STUDIO” PROGRAMI SONUÇLANDI
Turizm, Gastronomi ve Ağırlama Sektörünün Öncü İsimleri “Ağırlama Sisteminde Ekosistem” Temasıyla FSUMMIT 2026’da Buluştu.
Göz damlası kullanmak orucu bozmaz
Geleceğin Teknolojileri "Generation Next Summit"te konuşuldu
Ramazan’da Tatlı Keyfi Hafifliyor: Ekici’den Protein Zengini Bir Tatlı
14-24 Yaş Arasındaki Gençleri Hayata Hazırlayan Uluslararası Gençlik Ödülü Programı Türkiye’de 21 Bini Aşkın Öğrenciye Ulaştı
RAMAZAN AYINDA SAĞLIKLI BESLENMENİN İP UÇLARI
Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu “Gelenekten Geleceğe” temasıyla Çeşme-Ankara rotasında 61.kez Türkiye yollarına çıkmaya hazır
Sancaktepe Belediyesi Ramazan Ayına Kapsamlı Organizasyonla Hazır
Dijital geçmişiniz geleceğinizi karartmasın!
MÜZİKLE TERAPİ TOPLULUĞU'NDAN TÜRK SANAT MÜZİĞİ ZİYAFETİ
LÖSEV İSTANBUL’DA ARA TATİL ÇOCUKLAR İÇİN DOLU DOLU GEÇTİ
DENİZLERİN GELECEĞİ SOFRADA BAŞLIYOR
YEŞİLAY DÜNYA KAR MOTOSİKLETİ ŞAMPİYONASI BAŞLADI
Sancaktepe Birlik Cemevi’nden Hızır Orucu Etkinliği: "Gelin Canlar Bir Olalım"
Sancaktepe Canlar Cemevi’nden Hızır Etkinliği: Semah, Türkü ve Deyişlerle Anlamlı Buluşma
Gürgentepe Akörenliler Derneği’nden Eğitime Destek Gecesi
Emek Cemevi’nde Hızır Cemi ve Kurban Lokması Paylaşılacak
Kış lastiklerinin hava basıncı ne olmalı?
CENTRAL HOSPITAL’DA “DOĞUDAN BATIYA ÇOCUK GÖZÜNDEN GELECEĞİN DÜNYASI” TEMALI RESİM SERGİSİ AÇILDI
"Yerinde Duramayan Çocuk" Demek Asıl Sorunun Üzerini Örtüyor
TEKİRDAĞ’IN ULAŞIMI BÜYÜKŞEHİR’LE GÜÇLENİYOR
Yükleniyor


